Bir Dünya Efsanesi Ronaldinho

Blabla kanalına hoş geldiniz! Bir dünya efsanesi ve halen de yaşayan efsane olarak gösterilen ronaldinho’nun yaşamını ele alacağız. Parlaması da sönmesi de bir yıldız gibiydi. Keşke parladığı yıllardan bu yana hep daha fazla parlasaydı diyoruz. Çünkü kimse onun kadar futbolu sevdirmedi bize. Evet, ronaldinho gerçek anlamda futbolun elçisidir diyebiliriz. Onun döneminde birçok kişi futbola ilgi duydu ve ronaldinho sayesinde futbol çok sevildi. Bazılarına göre o gelmiş geçmiş en iyi futbolcu. Bazılarına göreyse de gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olmasa da en yetenekli oyuncu. Bize göre ise o dönemine damga vurmuş ve asla unutulmayacak gerçek bir efsane. Evet, dünya futbol tarihinde kimse onun gibi top oynamadı. Akrobatik ve estetik hareketleriyle adeta dans ederek rakiplerini bir bir geçen bir isimden söz ediyoruz. Asıl adı de Assis Moreira olan Ronaldinho Gaucho  dan bahsediyoruz.

Ronaldinho Gaucho  21 Mart 1980’de Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde doğdu. Futbolcu bir aileden gelen küçük Ronaldo doğal olarak çok küçük yaşlarda futbolla tanıştı. Lakabı olan Gaucho sürekli gülümsediği için ona verilmiş. Gaucho kelime olarak mutlu anlamına gelmektedir. Küçük Ronaldo futbola kumsallarda başladı. Eğer Ronaldo kumsallarda futbola başlamamış olsaydı büyük ihtimal o göz doldurucu futbol yeteneğine kavuşamazdı.

Ronaldinho ilk kez amatör bir maçta attığı 23 gol sayesinde fark edildi. Abisi tarafından takım seçmelerine gönderildi ve amatör takımlarda oynadıktan sonra Brezilya’nın U-17 milli takım kadrosuna girmeye hak kazandı. Mısırda düzenlenen turnuvada Brezilya şampiyon olur ve bizim küçük Ronaldo da en değerli oyuncu seçilir. Tabi bunun ardından Brezilyanın kulüpleri ronaldinho ile anlaşmak için sıraya girer ve ronaldinho Gremio ile anlaşmaya varır. Profesyonel Brezilya milli takım formasını 1999 yılında giymeyi başardı ve konfederasyon kupasında final hariç her maçta gol attı. 2001 yılına gelindiğinde ise Avrupa kapıları açılır ve PSG’ye transfer olur.

Ancak ronaldinho burada 6 ay futbol oynayamadı çünkü iki takım bonservis bedeli yüzünden mahkemelik olur. Neyseki sorun çözüldü ve oyuncu takıma döndü ve ilk sezonda 28 maçta 9 gol attı. 6 aylık aradan sonra bu istatistik kötü durmuyordu ancak teknik direktör memnun değildi. 21 yaşında olan futbolcu Paris’in büyüsüne kapılmış gibiydi. Zira her gün diskolarda günü gün etmekten de kaçınmıyordu. O yaşlarda olan bir insanın kanının deli dolu olmasına şaşırmamak gerek. Burada hata teknik direktörün bunun farkında olmaması ve oyuncusunu dizginleyememesidir. Tabi bununla beraber sadece şikayet etmesidir. Hatta bir kitabında ronaldinhonun özel yaşamı hakkında konuşacak kadar da terbiyeden yoksun olması ronaldinhonun şanssızlığı olsa gerek.

Neyseki milli takımda işler iyi gidiyordu. 2002 yılında yıldızı parladı ve çeyrek finalde attığı harika frikikle ile hafızalara kazındı. Ancak çeyrek finalde İngiltere karşısında kırmızı kart gördüğü için milli takımımıza karşı oynayamadı.

PSG’de morali bozuk olan ronaldinho takımdan ayrılmak ister ancak takım müsaade etmez. 2003 yılında Avrupa kupalarına katılamayınca sözleşmedeki bir madde ronaldinhoyu kurtarır ve adı transfer listesine konur. O günün parasıyla tam 32.250 milyon euro karşılığında Barcelona’ya transfer olur.

Transfer olduğu ilk sene Fifa tarafından dünyanın en iyi futbolcusu ödülü alır. Bizce de o en iyisi. Ayrıca bu dönemde messi genç yaşta a takımdadır ve ronaldinho messi’nin en büyük destekçisidir. Messi bizzat itiraf ederek üzerimde en büyük emeklerin sahiplerinden biri de ronaldinhodur demiştir.

 

5 sezondur şampiyon olmayan Barcelona 2004-2005 yılında şampiyon olmayı başarır. Barcelonada ikinci senesi olan ronaldinho bu şampiyonlukla beraber yine dünyanın en iyi futbolcusu ödülünü alır.

Milli takımda da işler iyi gidiyordu ve 2005 yılında Konfederasyon kupasunda 3 gol ve 1 asistle kupayı kazandı.

2005-2006 yılı Barcelona için iyiydi çünkü şampiyon olmuştu. İşler ronaldinho için de iyi gidiyordu aslında. La liga’da 29 maçta 17 gol ve 15 asist yaparak takımını şampiyon yapmasına karşın ne yazık ki milli takımını şampiyon yapamadı ve Brezilyada ronaldinhonun heykelleri yıkıldı… Aynı zamanda şampiyonlar ligi kupasını kazanmasına rağmen ronaldinho için bu heykellerinin yıkılması dramatik bir olay olsa gerek. Eğer milli takımını da 2006 yılı dünya kupasında şampiyon yapmış olsaydı 2005-2006 yılı dünya futbol tarihine altın harflerle yazılırdı diyebiliriz. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen ronaldinho FIFA Ballon d’OR ödülünü kazandı. Ayrıca bu yılda ligin 12.haftasında Real Madrid’e karşı oynadığı sırada birbirinin kopyası iki gol atınca rakip takımın taraftarları tarihte eşi benzeri olmayan bir şeyi yaparak Ronaldinhoyu alkışladılar.

2006-2007 sezonu onun için daha kötü bir sonla erecekti. Yine ligde 32 maçta 21 gol ve 8 asist yapmasına karşın takımını şampiyon yapamadı. Real Madridle aynı puanla ligi bitiren Barcelona averaj farkından dolayı 2. Kaldı ve şampiyonluğu rakip takıma kaptırdı.

2007-2008 sezonuna geldiğimizde ise Ronaldinho forma şansı bulmakta çok zorlandı. Üstüne nisan ayında sakatlık yaşayınca onun için ayrılık kaçınılmaz oldu. Ronaldinho gerçekten şanssız bir adamdı. Tüm bu olağanüstü yeteneğine rağmen şanssızlık onu hiç bırakmadı. Ancak kendisinin de hataları çoktu. Kendisini şöhrete bu kadar çok kaptırıp gece eğlencelerine bu kadar ilgi duymasaydı ve dahası günümüzdeki futbolcular gibi daha fazla çalışsaydı belki de futbolun icat edildiği günden bu yana tarihteki en büyük futbolcu seçilebilirdi. Ancak o bunları şöhretin getirdiği geçici zevklere tercih etti…

Ronaldinho Barcelonadan Milan’a 25 Milyon Euro karşılığında gitti. İlk yıl istenileni veremese de ikinci yıl herkes onun için “Efsane geri döndü” demeye başlamıştı ki Ronaldinhonun peşini şanssızlık yine bırakmadı ve bu kadar iyi performansa rağmen Brezilya milli takımına çağrılmadı. O konumdaki bir futbolcunun milli takım tarafından dışlanmasının nasıl moral bozucu bir şey olduğunu az çok kestirebiliyoruz. Bundan sonra ronaldinho için milan kariyeri de bitmiştir ve 2011 yılında sadece 3 milyon Euro karşılığında Flamengoya transfer olur. Burada sadece 1 sene geçirdikten sonra 2012 yılında Atletico Mineiro takımına transfer olur. Bunun çok duygusal bir sebebi vardır çünkü annesi ne yazık ki kansere yakalanmıştı. Bu yüzden annesinin yaşadığı şehre gidip Atletico Minerio forması giymeyi tercih etti. Tüm bu şanssızlıklar içinde takımını lig ve Copa Libertadores şampiyonu yaptı. Figueirense’yi 6-0 mağlup ettikleri ve kendisinin hat trick yaptığı karşılaşmada attığı bir gol sonrasında uğruna göz yaşları içinde kaldığı annesi, tedavi süreci sonrasında iyileşti. Ronaldinho’nun şansı dönmüştü ve en sonunda 2014 yılı Brezilya kadrosuna seçildi.

Ancak ronaldinho yaşının verdiği etkiyle eskisi gibi oynayamadı. Futbol kariyerindeki tek pişmanlığının Messi ile daha fazla beraber oynayamamış olduğunu belirten küçük Ronaldo yaşadığı tüm olaylara rağmen çoktan futbol severlerin kalbine taht kurmuştu.

2015 yılından bu yana forma giymeyen ronaldinho 2017 yılında futbolu bıraktığını açıkladı. Dünya kupasından sonra 38 yaşındaki efsane için dev organizasyonlar yapılacak ve muhtemelen Barcelona’da jubile maçı düzenlenecek.

Evet bir efsanenin doğuşunu ele aldık. Gönül isterdi ki Ronaldinho futbola bu kadar erken veda etmeseydi. Biliyoruz hala içinizden keşke geri dönse de eskisi gibi top oynasaydı diyorsunuz. Ancak yine de yaşattıkları sayesinde ona kocaaman bir teşekkürü borçluyuz. Teşekkürler küçük Ronaldo..

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir